Saturday, 6 December 2014

Kikoş'ta Instagram'da :)

Posted by Gül at 12/06/2014 1 comments
Karar verdim Kiki delisini ünlü yapacağım! :)
Milletin kedilerinden neyi eksik benim kızımın, hıh...

Şaka maka bir göz atıp belki de takip ederseniz çok seviniriz, öyle bir heveslendik bakalım nasıl olacak >^.^<


Şuraya tık tık please >> kikithekedi

Pisilere ve tüm pisi dostlarına musmutlu günler dileriz...

Gül, Kiki & Ponyo

Tuesday, 18 November 2014

Kedilerin Korkulu Rüyası: FIP!

Posted by Gül at 11/18/2014 16 comments
Son günlerde bolca boş vaktim olduğundan tekrar kedi sahiplerine yardımcı olabilecek bir yazı hazırlamak istedim. 
Bahsetmek istediğim konu hakkında bir sürü spekülasyon dönen ve anlaşılması çok karmaşık olan FIP (Feline infectious peritonitis) Türkçe adıyla Kedilerin enfeksiyöz peritonitisi.

FIP hakkında az çok bilgisi olan arkadaşlar bu hastalığın ortaya çıktığından tedavisi olmadığını ve 100% ölümle sonuçlandığını biliyorlardır. Evet, kulağa çok ağır geliyor ama maalesef henüz bu hastalığı tedavi edecek bir yöntem keşfedilmiş değil. Fakat FIP ile ilgili bir diğer önemli detay daha var, FIP'e neden olan FCoV (Feline coronavirus) yani Kedi corona virüsü, kan tahlillerinde tespit edilse de nadir vakalarda FIP'e dönüşür. 

FCoV kediler arasında çok yaygın ve genellikle belirti göstermeyen bir virüstür FCoV taşıyan kedilerin %92-%98 kadarı ömürleri boyunca FIP olmadan ve belirti göstermeden yaşarlar. Hatta şu an evdeki kedilerimize FCoV için kan tahlili yaptırsak en az yarısının kanında bu virüs tespit edilecektir. Yani kedinize kan tahlili yapıldı ve FCoV tespit edildiyse bu direkt kediniz FIP'e yakalanmış anlamına gelmez. Çünkü FIP'in oluşması için kedinizin taşıdığı FCoV virüsü bir mutasyon sonucu ölümcül halini almalıdır ve bu da önceden belirttiğim gibi az sayıda vaka da ortaya çıkan bir durumdur. FIP'ten şüphelenmek için öncelikle kedinizin ciddi belirtiler göstermesi gerekmektedir. 


 Nedir bu belirtiler:

En sevdiği şeyleri bile reddedecek kadar şiddetli iştahsızlık

Halsizlik, mesela sevdiği oyun şekillerine tepki vermeme

Yüksek ateş

Karın bölgesinde toplanan su nedeniyle oluşan şişlik (Islak FIP)

Göz renginde değişiklik (ciğerlerin iflas etmesi sonucu sarılık benzeri bir tepki)

Ciddi solunum zorluğu (bağışıklık sistemi iflas ettiğinden kedi nezlesi oluşması)


Gördüğünüz gibi yukarıda listelediğim belirtiler kedinizin hal ve tavırlarında, genel durumunda ciddi değişiklikler oluşturan, kayıtsız kalınamayacak şikayetler. Yani kedinizde bu belirtilerin hiç biri olmamasına karşın kan tahlilinde Corona virüsü tespit edilmişse bu kedinizin zararsız FCoV taşıyıcısı olduğunun göstergesidir bazı veterinerlerin iddia ettiği gibi mutlaka FIP olduğunu göstermez. 

Bu durumda yapmanız gereken paniklemeden, kedinizin bağışıklığını güçlü tutmak ve kedinizi stresten uzak tutmak. Çünkü Corona virüsünün (FCoV) mutasyona uğrayıp FIP'e dönüşmesini sağlayan 2 başlıca etken, zayıf bir bağışıklık sistemi ve stres

Fakat korktuğumuz acı tablo gerçekleşmiş ve kedimiz üstteki belirtileri göstermekte, durumu da kötüleşmekte ise öncelikle aynı belirtileri gösteren hastalıkların araştırılması gerekir zira FIP ölümcül ve tedavisi olmayan bir hastalıktır fakat benzer belirtiler gösteren başka hastalıklar vardır ve bunlar tedavi edildiğinde kedimiz tekrar sağlığına kavuşur. Örneğin Toksoplazma enfeksiyonu zayıf bünyeli bir kedide FIP'e benzer şiddetli belirtiler gösterebilir, kedi FCoV taşıyıcısıdır, FIP'e dönüşen mutasyon oluşmamıştır fakat toksoplazma enfeksiyonu geçirdiğinden benzer semptomlar gösterir ve kandaki FCoV (Corona virüs) nedeniyle FIP olduğu düşünülüp toksoplazma enfeksiyonu tedavi edilmez.

Kedinizde zararsız FCoV mu yoksa mutasyona uğramış hali mi var belirlemek ne yazık ki imkansızdır. Bir kedinin gerçekten FIP olduğunu bile ancak öldükten sonra yapılan otopsi ile tespit edebiliyorlar. Bu açıdan FIP şüphesinde çok ama çok dikkatli tetkikler yapılmalıdır.

FIP 2 şekilde seyreder:

Islak FIP (Efuziv FIP)
FIP'in bu formu maalesef daha kısa sürede ölümle sonuçlanır ve hastalık ortaya çıktıktan sonra kedinin karın boşluğunda toplanan suyun yarattığı şişlik nedeniyle kediye rahatsızlık vermeye başlar. Bu durumda kedi yaşadığı sürece karında biriken sıvı rahatlığını bir nebze arttırmak için alınabilir. Karından alınan sıvı ayrıca FIP'in tespitinde de yardımcı olabilir, kıvamlı, sarı ve bulanık olmasının yanında sıvıdaki protein oranın 35 g/L'yi geçmesi ve albümin/globulin'in %50'den büyük olması FIP için bir gösterge olabilir.

Kuru FIP (Non Efuziv FIP)
Islak FIP'e göre daha yavaş ilerler bu açıdan özellikle ilk belirtiler oluştuğunda FIP tanısı koymak zor olur. Karın boşuğunda su toplanması olmaz, yavaş yavaş listedeki rahatsızlıklar şiddetlenmeye başlar. Almanca bir forumda gerçekten çok yavaş ilerleyen bir vakayı takip etme fırsatı bulmuştum, kediği yaklaşık belirtiler başladıktan sonraki 3. ayın sonunda kaybettiler. Hem kedi sahibi hem de kedicik için çok zor bir dönemdi. 

FIP nasıl bulaşır
FIP genelde dışkı yoluyla bulaşır, kedilerin enfeksiyona yakalandığı ilk haftalarda tükürük yoluyla da virüsü bulaştırabildikleri düşünülüyor. Çoğu kedi virüs bulaştıktan sonraki 1 sene içerisinde dışkılarıyla da FCoV salgılamayı kesiyorlar zira bağışıklık sistemleri virüsü büyük ölçüde elimine ediyor. Birden fazla kedinin olduğu bir evdeki kedilerden birinde FCoV tespit edilmişse genelde aynı tuvaleti kullandıklarından diğerlerine de FCoV bulaşmıştır. Enfeksiyonun yeni olduğundan yola çıkıp kedilerinizin tuvalet temizliğine daha fazla önem göstermeniz kedilerinizin tekrar enfeksiyona yakalanmasını önleyip virüsünü eliminasyonunu hızlandırır. 

FIP aşısı 
FIP aşısı hakkında pek fazla olumlu yorum yok, işe yaraması için kedinin hayatı boyunca hiç bir dönemde FCoV ile temasa geçmemiş olması gerekiyor. FCoV kediler arası çok yaygın bir virüs olduğundan bu konuda kesin bir bilgi edinmeden aşı olmaması öneriliyor zira FCoV taşıyıcısı olup bu durumun bilinmediği kedilerde aşının FIP oluşturan mutasyonu kolaylaştırıldığı yönünde iddialar var. 

Neyse sanırım kapsamlı bir bilgilendirme oldu, kaynak olarak:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kedil_bula%C5%9Fan_peritonit
http://de.wikipedia.org/wiki/Feline_Infekti%C3%B6se_Perit

üstteki Wikipedia sayfalarını ve takip ettiğim Almanca forumlardaki vakaları kullandım. 

Umarım hiç birimizin kedisi bu kötü hastalığa yakalanmadan yaşlanır, bu hastalıktan kedisini kaybeden veya şuan hastalıkla boğuşan bütün kedi sahiplerine sabırlar diliyorum, patili dostlarımıza sağlıklı günler dileğiyle...

Gül 

Saturday, 16 November 2013

Hem Kutsal Hem Lanetli: Kedi (Türkçe alt yazılı)

Posted by Gül at 11/16/2013 0 comments
Geçtiğimiz günlerde izlediğim Almanca bir programa çeviri hazırlayıp sizinle paylaşmak istedim. Kedilerle ilgili şekilde belgesel tarzı Türkçe programlar pek bulunmuyor. Kültürel, tarihsel ve bilimsel açıdan kedilerle ilgili birçok bilgi içeren, kendinizden ve kedilerinizden bir şeyler bulabileceğiniz bir program olduğunu düşünüyorum, keyifli seyirler

Wednesday, 13 November 2013

Kedilerde Gıda Alerjileri

Posted by Gül at 11/13/2013 6 comments
Güzel  kedilerimiz bazen hazır mamalara karşı alerji ya da 'gıda intoleransı' oluşturabilir. Geçtiğimiz yıl Kiki'nin alerjileriyle uğraşırken aynı sıkıntıları yaşayan başka kedi sahipleriyle de  çokça karşılaştığımdan, kedilerde oluşan alerjik reaksyonlarla ilgili makalelerin de yardımıyla bu konuda bir yazı yazmak istedim.
Kedilerde genellikle gıda alerjilerine neden olan hazır mama malzemeleri  tavuk, balik ve mısırdır ama bunların yanında tahıl ve süt ürünlerinin de alerjik reaksyonlara neden olduğu bilirinir. Fakat kedi düzenli olarak tükettiği herhangi bir proteine de alerjik reaksyon gösterebilir, bazı alerjiler de zamanla gelişir.

Gıda Alerjilerinin Semptomları
Gıda alerjileri, aşırı kaşıntı, kendini çok fazla temizleme ihtiyacı hissetme, belirli bölgelerde kızarıklık ve bu durumların neden olduğu bölgesel tüy kayıplarının yanında mide-bağırsak sorunları, yani kusma. ishal gibi belirtilerle de kendini gösterebilir.

Alerjen Tesipiti
Ülkemizde maalesef alerji testi  konusunda veterinerler fazla yardımcı olamıyor. Kuru mama satma stratejileri nedeniyle de alerjiden şüphelendikleri kedilere hemen pahalı markaların hipoalerjenik mamalarını veriyorlar. Fakat yurt dışında bu yöntemin yanında bir de kedinin henüz hiç tüketmemiş olduğu bir proteinle besleme yöntemi de gayet yaygın.

Hipoalerjenik Mamalar
Premium’ olarak bildiğimiz markaların hipoalerjenik mamalarını veterinerlerden temin edebiliyoruz. Bu mamalar hidralize proteinlerden üretilmektedir, tavuk gibi bilindik bir protein kaynağını kullanırlar fakat protein bağışıklık sistemini koruyabilmesi için çok küçük molleküllere ayrıştırılmıştır. Bu açıdan çok fazla işlemden geçmiş olan bu mamaların ülkemizde konserve şeklinde satılanı da bildiğim kadarıyla bulunmamakta, ayrıca bolca yan ürün ve doldurucu içerirler.

Yeni Protein İle Besleme
Bu beslenme şeklinde kedinize daha önce yemediği bir hayvanın etinden üretilmiş mamayı ya da kendinizin  ete ulaşma şansı varsa, etin kendisini yediriyorsunuz. Hazır mama şeklinde verilecekse, çok egzotik et çeşitlerinden üretilen mamalar ülkemizde pek bulunmadığından, protein kaynağı tavşan ya da ördek olan bir mamayı deneyebilirsiniz, bu pek tabi yaş mama da olabilir. Yurt dışında yaşıyorsanız, kanguru, sülün, at eti gibi protein kaynağı kullanan mamalara ulaşıp bunları denemeniz de mümkün olabilir.
Bu iki yöntemi de sonuç alabilmek için 12 hafta boyunca denemeniz gerekir, bu sürede kesinlikle ödül mamaları, başka besin maddeleri vs. verilmemelidir. Ancak bu şekilde alerjinin mama kaynaklı olup olmadığını anlayabilirsiniz. Beslenme içeriği vitamin takviyelerini gerektiriyorsa, kullanacağınız vitaminin de tavuk/et aromalı olmamasına dikkat etmelisiniz zira kediler için üretilen vitaminler genelde aromalı oluyor.
Gıda kaynakli bir alerjinin söz konusu olup olmadığını anlamanız 4-6 hafta arası bir zaman alacaktır. Çoğu kedi de bu süre içerisinde alerjik reaksyonlar azalarak yok olur. Yine de bu beslenmeye 12 hafta dolana kadar devam etmeniz gerekir. Sonuç başarılı olursa 12 hafta sonra tekrar eski beslenme şekline dönmelisiniz şayet semtomlar tekrar ortaya çıkıyorsa gıda kaynaklı alerji kesin bir şekilde tespit edilmiş olunur.
Yapılan araştırmalar sonucunda bazı kedilerin de hazır mamadan çiğ beslenmeye geçmeleriyle alerjık şikayetlerinin ortadan kalktığı tespit edilmiş. Muhtemelen bu vakalarda alerji kaynağı hazır mamalardaki tahıllar ya da katkı maddeleriyidi.

Kiki’nin Alerjileri
Kiki bana geldikten kısa bir süre sonra ilk alerji belirtilerini göstermeye başladı. Patilerinin altındaki top kısımlar kuruyup çatlıyordu, çatlayan kısımlar, kanamalı yaralara dönüşüyordu. Gösterdiğim veterinerler de ‘vazelin/bepanten sür’ tavsiyelerinden başka bir şekilde yardımcı olmuyordu.
4 patisi de şu şekilde görünüyordu, çok koştuğu zamanlarda özellikle arka patileri etrafta iz bırakacak şekilde kanıyordu

Bu durum gittikçe içime dert olmaya başlamıştı, internette konuyla ilgili türkçe kaynak bulamadım ama yabancı kaynaklarda patilerin bu hale gelmesinin vücudun birşeylere karşı verdiği alerjik bir tepki olduğunu öğrendim. Önce WC kumunu değiştirdik, parfümlü topaklanan kumdan çam peleti kumuna geçtik fakat bir değişiklik olmadı. Vakaların bir kısmının tahıllı mamaları kesince düzeldiğine dair araştırma sonuçları buldum. O dönemler tanıştığım ve şuan ki veterinerimiz de tahılsız mamaları denememi önerince, Orijen marka mamayı kullanmaya başladık ve Kiki’nin patileri yavaş yavaş düzelmeye başladı. 1 seneden fazla çare bulamadığım bu durumdan sonunda Kiki’yi kurtarabilmiştik. J
Artık böyle sağlıklı patileri var



Patileri toparladık derken, 3 ay kadar sonra Kiki sağ gözünün etrafını kaşımaya başladı. Önceleri minik bir kızarıklık oluştu, Ponyo ile boğuşurken yapmış olacağını düşündüğümden üstünde durmadım. Fakat ilerleyen günlerde küçük kızarıklık yaraya dönüştü ve Kiki’yi  günde 4-5 kere arka patisiyle baya da sert bir şekilde gözünün etrafını kaşırken yakaldım. Tabi yine veterinere düştü yolumuz, önce mantardan şüphelendik, kremler kullanıldı, mantar aşıları oldu ama gerçek anlamda bir iyileşme olmadı. Artık kaşımasın diye yakalık takıyorduk ve enfeksyonlardan korumak için batikon sürüyorduk.



Veteriner tavsiyesiyle hipoalerjenik mama vermeye başladım, Hill’s z/d, Proplan Derma ve Royal Canin’in hipoalerjenik kediler için olan mamasını denedik. Sadece Hill’s z/d kullandığımız sürede bir düzelme olur gibi oldu ama bir süre sonra yine durum kötüleşti. Bu dönemde yine yabancı kaynaklardan öğrendiğim bir yöntemi denedim.
Bütün kuru mamalarda oluşan akar parazitlerinin alerjiye yatkın kedilerde zamanla kafa bölgesinde alerjik reaksyonlara neden olduğuna dair bilgilere ulaştım. Bu akarları yok etmenin yolu ise kuru mamayı derin dondurucuda bekletmekmiş. Tam kortizon iğnelerini deneyelim derken önce bir bu yöntemi deneyeyim dedim ve porsyonlar halinde torbaladığım kuru mamaları derin dondurucuda 1 hafta beklettikten sonra Kiki’ye vermeye başladım ve yaklaşık bir ay sonra Kiki’nin göz etrafı tamamen iyileşti J 1 yıldan uzun bir süre sadece derin dondurucuda beklemiş mamaları yedi. Geçtiğimiz aylarda yine dondurmadan mama vermeye başladım, ilk günlerde tekrar gözünü tekrar kaşımaya başladı ama 1 hafta kadar sonra kaşımayı kesti ve oluşan hafif kızarıklıkta iyileşti.
Uzun bir yazı oldu ama bu konularla ilgili Türkçe neredeyse hiçbir bilgi yok bu açıdan hem genel bilgileri hem de başımızdan geçenleri paylaşarak  kedi sahibi dostlara geniş kapsamlı bilgiler sunmak istedim. Umarım yardımcı olabilmişimdir.

Patili dostlarınızla mutlu ve sağlıklı günler geçirmeniz dileğiyle…    

Baştaki genel bilgiler için kullandığım kaynak:

Thursday, 26 September 2013

KEDİ NEZLESİ

Posted by Gül at 9/26/2013 3 comments
Son bir aydır Ponyo'nun göz enfeksyonuyla uğraşıyorum, 2 senedir bu dönemlerde herpesi tekrarlıyor ve gözü kısılmaya başlıyor. Önce sol gözünde oldu, 1 hafta göz pomadı kullandık geçti, sonra diğerinde oldu o da 4-5 gün sonra düzeldi, tabi yine pomadı düzenli olarak kullandık. Ayrıca vitamin takviyesi de yaptım bu dönemde. Geçtiğimiz aylarda yabancı kaynaklardan çevirdiğim 'Kedi Nezlesi' yazımı paylaşayım dedim malum Ponyo'nun göz problemleri de bebekliğinde geçirdiği kedi nezlesinden yadigar. Uzun zamandır da paylaşım yapmıyordum umarım faydalanabileceğiniz bilgileri derlemişimdir. 

Bu yazıda kimi zaman basit bir tedaviyle geçen kimi zaman ise kedilerimize uzun uzun çektiren hatta sokak yavruları için hayati risk sayılan kedi nezlesinden bahsedeceğim. Kedi nezlesine yani kedilerde solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan başlıca iki virüs vardır. Virüslerin isimleri ve yarattıkları semptomları kısaca özetlemek gerekirse:

Kedi Herpes Virüsü (Feline Herpes Virus/FeHV-1)
Kedi nezlesi vakalarında en çok rastlana viral enfeksiyondur. Kedilerin Baş bölgesindeki mukozaları hedef alır. Sadece kediler arası bulaşan herpes virüsünün başka türden bir hayvana ya da insana bulaşması mümkün değildir. Virüs kedi dışında 24 saat kadar yaşayabilir, kediden kediye doğrudan ya da burun akıntısı gibi sıvıların başka bir kaynaktan değmesiyle bulaşabilir. Bulaştıktan 2-3 gün sonra kedide semptomlar ortaya çıkar, bunlar genelde gözde ve burunda yoğun akıntı ve enfeksiyon şeklide seyreder. Gözlerde oluşan iltihap tedavi edilmezse körlüğe yol açabilir. Ayrıca enfekte olmuş kedinin dilinde ve burnunda yaralar oluşturabilir. Oluşan enfeksiyon yüzünden yüksek ateş, halsizlik ve iştahsızlık gözlemlenir. Yavru kedilerde zatürreye de neden olduğundan ölümcül sonuçlar doğurabilir. Hamile kedilerde düşüklere yol açabilir. Enfeksiyonu atlatan kedilerin %80’i hayatları boyunca taşıyıcı olarak kalırlar.

Kedi Calici Virüsü (Feline Calicivirus FCV)

Calici virüsü de Herpes gibi doğrudan temas ya da vücut atıkları kanalıyla sadece kediler arası bulaşır. Enfeksiyon 2 aşamalı seyreder. Virüs bulaştıktan sonra üst solumun yollarındaki mukozalara ve dokulara yerleşir. Hastalığın 4. ile 7. günü arasında kedinin kanına karışarak tüm vücuduna yayılır. Virüs, bu aşamada dil dokusu ve akciğerleri hedef aldığından ciddi hasarlar verebilir. İltihaplı göz-burun akıntısı, yüksek ateş ve aşırı halsizlik bu aşamada belirginleşir. Akciğerlere yayılması, ikincil bakteriyel enfeksiyonlar oluşturup zatürreye yol açabilir. Bu durumda ölüm riski %30 oranında artar. Fakat hastalığın en tipik seyri 2. Aşamada damakta ve dilde oluşturduğu ülserler yani yaralardır. Enfekte hamile kedilerde düşük yapma riski yüksektir. Calici virüsü ile enfekte olmuş kediler hastalığı atlatsalar da ömürleri boyunca virüsün taşıyıcıları olurlar.


Tanı:
Benzer semptomlara neden olan bakteriyel enfeksiyonlarda olduğundan, kedi nezlesine neden olan etkeni belirlemek gerekebilir. Kan tahlilleri, akıntı örneği tahlili ya da ekim yöntemi ile kesin tanı konulabilir.

Tedavi:
Viral enfeksiyonlarda, öncelikle ikincil bakteriyel enfeksiyonlardan koruma amaçlı antibiyotik uygulanır. Kedinin virüsün kendisini yenebilmesi için de bağışıklık güçlendirici (Interferon) iğneler yapılır. Viral hastalıklar sadece bağışıklık sisteminin güçlenip, baskılamasıyla atlatılabildiğinden bağışıklık güçlendiriciler ve vitamin takviyeleri tedavi aşamasında mutlaka uygulanmalıdır.

Henüz enfekte olmamış kedinizi bu viral üst solunum yolu enfeksiyonlarından korumanın en etkili yolu düzenli olarak karma aşılarını yaptırmanızdan geçer. 

Wednesday, 5 December 2012

Kısırlaştırma Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Posted by Gül at 12/05/2012 0 comments
Kuşkusuz, kısırlaştırma, son yıllarda evcil hayvan sahipleri tarafından en çok tartışılan konulardan biri olmuştur. Çoğumuz bu operasyondan, haklı olarak, taşıdığı riskler yüzünden çok korkarız, sonuçta binbir emekle ve sevgiyle büyüttüğümüz evcil hayvanlarımızın bıçak altına yatmasına, narkoza maruz kalmasına kıyamayız. Ama kısırlaştırmanın hem evcilimiz hem de kendi açımızdan avantajları ele alındığında bu operasyondan aslında kaçış olmadığını göreceğiz. 

Bazı hayvanseverler, olaya duygusal bir açıdan bakarak kısırlaştırmaya karşı çıkarlar, kedi/köpeklerinin hormonal dürtülerle değil insanlar gibi duygusal hareket ettiklerini ve zevk için çiftleştiklerini düşünürler. Bu kanı malesef gerçeği yansıtmamaktadır, artık bütün dünyada kabul edilen ve bilimsel olarak ıspatlanan düşünce hayvanların sırf hormonlarının yönlendirmesiyle çiftleştiği ve çiftleşme esnasında zevk almanktan ziyade acı çektiğidir. Bu açıdan bakıldığında bir kere anne/baba olsun düşüncesi de yanlıştır. Erkeklerde babalık hissi diye bir durum yoktur, ergin olduğunda öz kızıyla hiç düşünmeden çiftleşebilir. Dişiler de emzirirken salgıladıkları hormonlar sayesinde yine dürtüleri yardımıyla yavrularına bakarlar, yavrular sütten kesildiğinde ise anneler, dişi evlatlarını onlar için artık birer rakibe olduğundan uzaklaştırırlar, erkek evlatlarıyla da hormonal olgunluğa ulaştıklarında çiftleşebilirler. Anlayacağınız, kedi/köpekleri insanlarla bir tutamayız. 

Bir diğer sorun da ülkemizdeki sokak hayvanlarının sayısının oldukça yüksek olması ve kısırlaştırılmayan her evcilin sokak hayvanları kervanına yenilerini katmasıdır. Çiftleştirdiğiniz bütün hayvanlar sokaktan kurtarılmıs ve yuva bekleyen yavruların yuvasını elinden almaktdır. Sizin kedi/köpeğinizi görüp yavrusunu isteyen dostlarınızı yuva arayan kedi/köpeklere yönlendirmeniz, kendinizi hayvansever olarak tanımlıyorsanız, yapabileceğiniz en doğru şey olacaktır. Kaldı ki, sizin evcilinizin yavrularının da gün gelip yeni yuvalarından sokaklara atılmayacağını kimse garanti edemez.

Hem evimizde beslediğimiz kedi/köpeğimizin iyiliği, hem sokak hayvanlarının iyiliği hem de kendi iyiliğimiz için kısırlaştırma operasyonları önemli ve son derece gereklidir. O yüzden bu kaçışı olmayan operasyon ve sonrasıyla ilgili edindiğim önemli bilgileri sizlerle paylaşıyorum:

Kısırlaştırma Nasıl Gerçekleştirilir?
  • Dişi kedilerde yumurtalıkların ve rahmin narkoz altında karnın altından ya da yandan kesilerek çıkartılması şeklinde geçekleştirilir
  • Erkek kedilerde de yine narkoz verilerek her iki testisin ayrı ayrı açılarak, bu kesik hatlarından testislerin çıkarılarak alınması şeklinde gerçekleştirilir. 
  • Azda olsa modern teknikler kullanan ve erkek kedilerin kısırlaştırmasını dikişe gerek kalmadan ve lokal anestezi ilen yapan veteriner hekimler mevcuttur  

Kısırlaştırmanın Faydaları:
  • Erkeklerde testis kanserlerinin önlenmesi
  • Dişilerde yumurtalık, rahim ve ilk kızışmadan önce yapıldığında meme kanserlerini önlemesi
  • Yine dişilerde rahim ve yumurtalık enfeksyonlarını aynı şekilde kistlerin oluşması riskini tamamen ortadan kaldırması
  • Kedilerin çiftleşme isteği ile evden kaçmalarını önlemesi
  • Erkeklerde işaretleme ve hemcinslerine karşı oluşan agresif tavırların ortadan kalkması
  • Dişilerde sık sık tekrarlayan ağlama ve bağırmaya neden olan sancılı kızışma dönemlerini ortadan kaldırması
  • Hormonal dürtüler nedeniyle hayvanların yaşadığı stresin son bulması

Kısırlaştırma Operasyonu Öncesinde ve Sonrasında Dikkat Edilmesi Gerekenler:
  • Operasyon sonrası bağışıklık düşmelerini önlemek için öncesinde 2 hafta boyunca multivitamin takviyesi yapabilirsiniz
  • Operasyonun gerçekleştirileceği ortam son derece hijyenik olmalıdır, kliniğin şartları hakkında veterinerinizle detaylı bir konuşma yapın
  • Bu konuşma esnasında özellikle dişi kedi/köpek sahipleri, kesiğin ne kadar olacağını öğrenmeye çalışın zira 3 dikişli bir kesikle gayet başarılı operasyonlar yapan veterinerler olduğu gibi dişiyi boydan boya yaran 7-8 dikişli kesikler açan veterinerler de mevcut malesef
  • Narkozun dozunun ayarlanmadan önce kedinizin/köpeğinizin tartılmasını istediğinizi belirtin, göz kararı narkoz veren veteriner hekimlerimizde var malesef
  • Evcilinizin operasyon sonrası veteriner kliniğinde kalması bir mecburiyet değildir, ideali ayıldıktan sonra alışkın olduğu ve kendini güvende hissettiği evine geri dönmesidir
  • Operasyon sonrası antibiyotik uygulamalarının düzenli olarak yapılmasına özen gösterin
  • Operasyondan 12 saat önce evcilinize mama vermeyi kesin
  • Narkozdan ayıldıktan sonra da en az 12 Saat mama vermeyin, zira narkozun etkilerini tamamen atmadan yedikleri bütün mamaları kusacaklardır
  • Yakalık gerektirmeyecek kadar ustaca dikişler atan veteriner hekimlerimiz var, operasyonunuzu böyle bir hekim yaparsa, yaşayacağı yakalık stresinden kurtulmuş olursunuz

Kısırlaştırma ve Çiftleşmeyle İlgili Meşhur Hurafeler:
  • Erkek kedi ve köpeklerin dönemi olmaz, tam anlamıyla cinsel olgunluk gerçekleştiğinde sürekli çiftleşme isteği yaşayacaklardır
  • Hayvanların kısırlaştırılmadan önce en az bir kere kızgınlığa girmeleri zorunlu değildir, gelişimleri kısırlaştırmadan sonra gayet sağlıklı bir şekilde devam eder
  • Özellikle dişilerde ilk kızışmadan önce yapılan kısırlaştırma meme kanseri riskini neredeyse sıfıra indirir
  • Kısırlaştırma sonrası aşırı kilo alımı çoğu hayvanda gerçekleşmez, alınan kilo genelde devam eden ve artık  kızışmanın etkisiyle oluşan stresten etkilenmeyen doğal gelişme sürecidir
  • Kısırlaştırma sonrası evcilinizin huylarında negatif değişim olmaz

Monday, 26 November 2012

Kedi Kürk Renkleri ve Desenleri Kılavuzu

Posted by Gül at 11/26/2012 0 comments
Bu kılavuzu Kiki'yi ilk sahiplendiğim dönemlerde, ingilizce sayfalarda kedilerle ilgili bilgiler araştırırken bulmuştum. Özellikle İngilizce biliyorsanız kılavuzda enteresan ve faydalı bilgiler bulabilirsiniz. Tabi ki gerçekte kedilerin renkleri ve desenleri görsellerden biraz daha farklı görünüyor bununla ilgili bir uyarı da yapmışlar. Renk ve desenlerin bir kısmı sadece doğal üreme ile ortaya çıkabilirken bir kısmı da yalnızca cins yetiştirmeciliği ile elde edilebiliyor.
Anlamadığınız ve merak ettiğiniz kısımları olursa yardımcı olmaya çalışırım...


Resim blog sayfasına yüklenince küçülmüş, orjinal halini aşağıdaki linkten görebilirsiniz...
http://img96.imageshack.us/img96/6526/catstut6.jpg

 

Gül in Kittiesland Copyright © 2012 Design by Antonia Sundrani Vinte e poucos